Fonfil

Serdar Gürcan
İstanbul
Suzuki
Suzuki 1400 Intruder 1996

Motosiklete ilk bindiğim zaman aklıma geldi. Yazın ninemi ziyarete gittiğimizde karşıdaki motor tamircisine gelen Jawaların patlak egsozlarından çıkan yağlı dumanlarda rahatsız olduğumu ve Puch mopedin arkasında ilk gezişim sırasında öndeki haylazın gaza asılması sonunda korku ile motordan inmeye çalışıp yere kapaklanmamı hatırlıyorum. Bu iki tekere 22 yaşına kadar veda anlamına geliyordu. 

22 yaşımda akranlarımdan Ender adlı kişinin yarış bisikleti alması ve bana azim edip öğretmesi, ardından abimin kendine aldığı bisikleti, kendisinin kullanmadığı sürelerde kullanmam, Üniversite'de tanışık olduğum bazı kişilerin motosiklet kullanması gibi sebeplerle merakım artmaya başladı. Para kazanmaya başladığım dönemde ODTÜ'deki havuza çıkınca Orkun isimli arkadaşım, dolmuşlara kadar Kawasaki EN500 motosikleti ile bıraktığı gün, kıvılcım yandı ve motosiklet almak için büyük bir heves yaptım. Bu iş için önce annemi ikna etmem gerekliydi, ama bu olay o kadar kolay değildi. Bu yüzden gizli olarak, motorun sahibiyle birlikte, yapabileceğimiz kadarı ile tamir edeceğimiz İJ Planet 350 sepetli motor, maceralı bir şekilde Pursaklardan, ODTÜ'ye bir Şahin'in arkasına bağlayıp getirdik. Motoru rektifiyeye götürdük, ezik kısımlarını elden geldiğince düzelttik. Sepeti söktük. ODTÜ içinde bir süre kullandım. bu motoru yüksek devirle kullanmak lazımdı ve pek de becerebildiğim söylenemez. Sahibine geri verdim. 

Sonra ilk Virago 535'imi aldım. benim için çok güçlü ve dengeli gözüküyordu. O zamanlar fotoğraf makineli çok arkadaşım olmadığı için üzerinde nasıl durduğumu pek bilmiyordum. Bunu yıllar sonra, Yunanistan'da arkadaşım Akif'in Virago'sunu kullanıp fotoğraflanınca anladım. 4 sene içinde çok kahrımı çekti. İstanbul'a geldi ve kötü ustaların ne olduğuyla tanıştı.   Superevariders ile tanışmam bu döneme denk geldi. İlk Dolmabahçe toplantılarında, sonra Park Orman'daki Uriah Heep konserleri sırasında tanışmaya başladık. Bu motorla, yok Kıyıköy (Kastro) kampına ve Kütahya festivaline, yol yordam bilmeden gitmiştim. Bilmediğin bir yolda grubu yakalamak ne şanstır. Ancak çok da yaşlandı. 2004 yılında Satmak zorunda kaldım.

Onun yerine uygun fiyata Honda NX 400 Falconetti kullandım. 6 ay içinde 29 Ekim'de Sapanca'da İstanbuldereköy kahvaltı etkinliğine geldim. Yine uzaktan tarifle organizasyon alanını bulabildim. Sonra Trilye ve Hazerfen etkinliklerine bu motorla katıldım. 

2005 yılında Varaderoğlu buldu beni, oldukça rahat bir motordu ama, az altında kalmadım. Hem de Rider oldum, Ceyhan'ın çekirgesi olarak geçirdim bu sezonu. Varadero ile, bir sene sonra çalındığı tarihe kadar bir çok etkinliğe katıldım. İlk olarak Kaya'nın çiftlik kampı, sonra konserler, Akçakoca kampı, Şile gezileri Ankara'ya eğlence ve iş seyahatleri, eğitimler, ilk Cunda gezisi. Her gezi sonunda çıkıp Harley Davidson Ortaköy'de sondan bir önceki durak. Sonra ev. Harika zamanlardı, ama keşke bir Chopper olsaydı deyip satışa koydum. Ancak 2006 yılında, Martıcık Ali ve Cemal Coşkun'la çıkacağımız tatilin bir gün öncesinde motor çalındı. 

2006 yılındaki Bulgaristan gezisi öncesinde Ali'nin ikinci motoru durumundaki Dragstar'ını ödünç aldım, Bu güzel geziden döndükten sonra ani bir frenle düşünce, düşürdüğün motor senin olur mantığı ile Ali'den motoru satın aldım. 2014 yılına kadar yaklaşık 50 bin km kadar bu motorla gezdim. Şaft dağıttım, egzos düşürdüm, bunları yapabilmek için, dere yatağında yol yaptım, dağa çıktım, debriyaj teli olmadan Çanakkale'den Edremit'e geldim. Yunanistan'da motor patlattım, vay anam. İşte bir motosiklette yaşanabilecek tüm sorunları görmüş olduk. 

 

Geri kalan hikaye daha sonra devam edecek.