Kıyıköy Kampı 2016 - Vol.1



Birkaç viraj sonrasıdır bir kaçımıza, uzun bir mesafedir bazımıza, kimisine biraz daha zahmet, kimi için güzel bir misafirlik, bazımıza da eşsiz misafirperverlik alanıdır… Ama olmazsa olmazımızdır çoğumuza Kıyıköy…

Bu seneki Kıyıköy Kampı'mızı 30 Nisan – 1 Mayıs yapmaya karar verdiğimizde bazı arkadaşlardan uyarı aldık, kış yağmurları ile geçen sene yaptığımız köprünün kullanılmaz olduğu hakkında, aslında tüm grubun cumartesi yola çıkmasını toplu ve keyifli bir sürüşü planlarken, Cuma gününden bir çalışma ekibini yola çıkarmanın daha doğru olacağını düşündük…

Ve Cuma günü öğleden evvel Mehmet "Mesa" Sayar'ın fabrikasında buluştuk. Gür sesiyle ne yapacağımızı dinledik, gerekli ön bilgilendirmelerden sonra güzel bir yükleme ile 2.90 yüksekliğinde canavarımız yola hazırdı. 

"Hadi siz alanı hazırlayın ben de yiyecekleri alıp saat 5 gibi yola çıkıp geliyorum" komutunun ardından tank ekibi Bora "Balta", Kıyıköy’ün kombine biletli misafiri Can Alper ve kampın ufaklıkları Eren, Efe ve Eymen ile yola koyulduk. Önce tek motosikletli ben iken, Çatalca yol ayrımında Muhammet "Mami" ile Binkılıç'ta da Cemal "Dalga" ve misafirimiz Ahmet Karadeniz ile toplaşarak 4 motosiklet ile önce Saray'a vardık. Yol boyunca alışverişi abartmayacağız telkinlerine rağmen Saray'ı da jip görünümlü koca kamyona yükledikten sonra Kıyıköy'ün güzel virajlarında bulduk kendimizi...

Keyifle geçen yolculuk sonrasında kamp alanına vardığımızda saat aşağı yukarı 4 civarıydı, önceden kararlaştırdığımız şekilde iki ağacı dereye indirdikten sonra güzel bir takım çalışmasıyla 1,5 saat kadar kısa bir sürede belki de bugüne kadar yapılmış en güzel Kıyıköy köprüsünü Başkan'ın açılış konuşmasının ardından kullanıma açtık. 

Hava kararmadan tuvalet temizliği, elektrik düzeni, kamp ateşi, çadır kurulumu derken açlıktan sırtımıza yapışan midelerimizin kurtarıcısı MeSa ve Levent, birkaç saat sonrasında da yeni Africa'sıyla Murat "LivingLegend" kamp alanına vardı. Geceyi, hafif serin bir hava ile rakı, et, kamp ateşi, Bora'nın irmik helvası ve yeni Africa Twin lansmanıyla noktaladık.

Sabah kuş cıvıltıları ve nehrin huzur veren hışırtısıyla uyanıp kahvaltımızı yaptıktan sonra, filtre kahvelerimizi içtiğimiz o saatlerde, İstanbul'da Cumartesi ekibi için toplaşma ve kahvaltı başlamıştı. Saat 9'dan itibaren Haydar "Tuareg" Bahçeşehir’de kahvaltı için ev sahipliğini üstlenmiş grubu toparlıyor ve saat 10.15'de tekerleri döndürmeye hazırlanıyordu. 

Bahçeşehir'den hareket eden grup da bizim gibi alışverişini Saray'da yapmak üzere yola çıktı. Hem alacaklarını alıp, hem de TEM yolu üzerinden gelenleri de gruba katarak, önce Kıyıköy'de sonrasında da Aksicim'in sessiz kamp alanında soğuk biralarını içerken buldular kendilerini...

Bundan sonrası tam bir eğlence, "Kıyıköy anlatılmaz, yaşanır" sözünün çıkmasına sebep olan keyif dolu zamanlar...

Sönmeyen kamp ateşinde pişirilen etler, kamp ritüeli kokoreçimiz, içilen soğuk biralar, gsm şebekelerinden uzak sohbetler, koca koca adamların ufaklıkları gölgede bıraktığı futbol maçları...

Her seferi bir öncekinden daha güzel geçen Kıyıköy kampımızın sonuna gelindiğinde yine aynı cümleler, "Çok eğlendik, yine gelelim"...

Katılımları ile kampımızın neşesine ortak ve vesile olan arkadaşlarımız, çeşitli sebeplerle gelemeyen ama aklı gönlü bizlerle olan tüm dostlarımız; Kıyıköy sizlerle güzel, bir sonrakinde hep beraber olmak dileğimizle, teşekkürler...

Kampımızın fotoğraf albümüne buradan ulaşabilirsiniz...

 


Ace kullanıcısının resmi