İzmir Kasım Sürüşü 2016



Öncelikle bu keyifli yazının hazırlanmasında emeği geçen İstanbul'dan Halil "Hallo" Kaymaz'a, Ayvalık’tan Refik "Teo" Yalçınkaya'ya, Antalya’dan Ali İhsan "Rahatsız" Tuzlu'ya ve İzmir'den Anıl "Poyraz" Yener'e sonsuz teşekkürler…

4 Kasım Cuma akşamı klüp evinde “İzmir’e sürüyor muyuz?” dedik.

Çok geçmeden Antalya, Ayvalık’tan geldi cevabı.

12 Kasım sabahı İstanbul’dan 6 rider, kargaların da uykusunu bozarak yola çıktık. İstikamet güzel İzmir ve Bandırma’da feribottan inmemizle başladı yolculuk.

Kasım’da sürmek başka… Hele sonu kardeşlerine uzanıyorsa…

Hafif serin, aydınlık bir sabah ve güneye doğru indikçe hava daha da güzelleşiyor. Önceden bizimle sürenler bilir Susurluk’ta bir pirzola molası ritüeldir ama bu sefer farklı. Özlem var, bir an evvel Manisa’da bizi bekleyen dostlarla kavuşmaya sürüyoruz. Keyifler yerinde, nispeten tempolu bir sürüş ve sadece bir çay molasının ardından Manisa’dayız. İzmir ekibi Ali Baba Kağıt Köfte’de bizi bekler, bekletmemeli...

Varmasına vardık da İzmir ekibi henüz ulaşmamış, biz tadım kontrol, olmuş mu olmamış mı derken 5 kokoreç 9 köfteyi boğduk ki; kardeşlerimiz geldiler. Yüzler güldü, kısa bir kucaklaşmanın ardından Anıl anlatmaya bizde gülmeye başladık;

“Yine güzel bir İzmir sabahında ellerimizde telefonlarla sürekli irtibat halindeyiz. İstanbul'dan kardeşlerimiz gelecek, kolay değil. Nerede ne zaman karşılayacağımızı defalarca konuştuk, tüm haftasonunun planını yaptık. Öğlen biralarımızı ne zaman içeceğimizden akşam sofrasına kaçta çökeceğimiz bile belliydi. Ama heyecan var tabi. Özledik. Temmuzdan beri görmüyoruz çoğununuzu...

Aksilikler erken başladı. Çetin'in midesi ağrıyınca ilk buluşma yerine gelemedi. Biraz oyalanıp tekrar program yaptığımızda gribi nezlesi müsade etmedi. Hadi bari biz yola çıkalım, benzinlikte buluşuruz dedik, ciğerleri pörtledi. Kalan ekiple buluştuk, tam o esnada telefon çaldı. Çetin'in basuru azmış, gelemedi. Yola çıktık, Manisa'yı geçiyorduk ki Çetin romatizma sancılarına rağmen yakaladı bizi.

Ucu ucuna yetiştiğimizi düşünüyorduk aslında. Uygun bir yere çektik motorları Manisa çıkışında. Park edecek yer arama aşamasında bir sivil radar aracının geçtiğini görünce kardeşlerden birini arayıp haber verelim dedik, gelen cevapla şok olduk. Meğer gelmişsiniz bile, sanayide meşhur “Ali Baba Kağıtta Kebap” mekanına oturmuş, kebaptan önce gelen salataları tırtıklıyormuşsunuz.  Çetin'in migreni bizi biraz oyalasa da ilk porsiyonlarınızı yer yemez yanınızda bitiverdik.”

Çetin’e her bir rahatsızlığı için ayrı sarılıp, ayrı ayrı geçmiş olsunlar diledik. Çaylarımızı da devirdikten sonra İstanbul’da konuştuğumuz üzere İzmir’in eski riderlarından Metin “Meto” Saruhanlı’nın yeni açtığı, Point AVM içindeki Arpege Patisserie’ye varmak üzere 15 motor ile meşhur virajlara çıktık. Sabuncubeli Virajları’nı da yeni asfaltlamışlar ki sürme de yat, hatta yat yat yat… Point’in kapalı otoparkını arabaların alarmları eşliğinde inletip, motorlarımızı parkedip, güzel mekana çıktık. Metin mekanının kapısında bizleri karşıladı, çaylarımızın yanında enfes pastalarını yerken, Ayvalık’tan Refik “Teo” Yalçınkaya, Gökalp “Bee” Çiftçi ve Fatih “Stark” Dağlı’nın sürprizi neşemizi arttırdı. Ayvalık’la da kucaklaştıktan sonra, Çetin’in böbrek sancıları ve migreni eşliğinde Kordon’a doğru yola çıktık.

İzmir ziyaretlerinin başka bir ritüelidir, tuzlu deniz kokusu Kasım serininde Kordon’a ulaşırken bizim gün batımına doğru buluşma biralarımızı yudumlamak, İzmir’de olduğunu bir kez daha anlarsın…



Kardeşlerimizin bizim için ayarladığı Kordon Cafe’de kardeşimiz Hakan “Thorn” Demirhisar ve upuzun bir masa bizleri ve hemen yanındaki boş alan da motosikletlerimizi bekliyordu. Her şey o kadar güzel ve detaylı düşünülmüş, hissediliyordu. Güneşin ışıltısı, gülen yüzler, hafif yorgunluk derken oturduk ve başladık buz gibi biralarımızı yudumlamaya. “Abu anam arabadan her yanım ağreyo, içlerimiz gurudu bize de bi bira gatıverin gare” nidalarıyla Antalya’dan Süleyman “Tabureci” Gül, eşi Burcu ve Ali İhsan “Rahatsız” Tuzlu da geldiler. Daha ne ister be insan? Kardeşlerinle, muhabbetin tadıyla, tentenin altında, körfez karşında, motosikletin yanıbaşında, heytt be… Güneş batmış, saatler patates biradan, levrek rakıya doğru dönmeye başlamıştı. E hadi o zaman diyerek otele geçip motosikletleri istirahate çektik. Çantalarımızı, kasklarımızı odalara atıp yürüyerek yine Kordon’da bizim için ayarlanmış SiSim Restaurant’a doğru yola koyulduk.  



Gittiğimizde birileri tırtıklıyordu mezeleri. Tırtıklamakla kalmamış rakıyı da açmışlardı üstelik.

Uni lee dedik, huna baksaa lee dediler. Neettipdurun dedik, hindi geldi gaari dediler, Mehmet “Gambur” Kambur ve hasta yatağından kalkıp gelen Erkan “Processus” Sözbilen. Hasta dediysek biraz Çetin’in migreninden, reflüsünden, tenisçi dirseğinden ve bilimum rahatsızlıklarından bahsedince kendini epey sağlıklı bulup “Maaşallah” dedi kendine, kucaklaştık tek tek Bodrum’lu kardeşlerimizle…

Oturduk masaya ve başladı akşam. Rakılar uçuşuyor, balıklar yudumlanıyordu. Geceyi İzmir Chapter’a katılmak için ilk adım atan Ertan ve Fatih’in aday riderlık duyurusu taçlandırdı. Fasıl müzik eşliğinde eğlencemiz Sisim’den kalkıp Gazi Kadınlar Caddesi'nde Druncan Duck'a giderken Kordon boyunda da devam etti. Her bir adımı Supereva korosuyla görülmeye, dinlemeye değerdi. Drunken Duck’a geldiğimizde yok mekan doluymuş da, yer yokmuş da, sığmazmışız da, rahat etmezmişiz de, mış mış mış da miş miş miş… Tuzlu’nun deyimiyle Supereva gösterişi ve zekası ile 10 dakika sonrasında sahne önünde üç masamızla, solistimizin “Hoş geldin Supereva, iyi eğlenceler” dilekleri eşliğinde yan masayla şişe tokuştur, Amerikalı motosiklet sürücüleri ile tanış kaynaş ve hopla zıpla…Time to Rock and Roll…

Önce Çetin’in ayağındaki nasırların zorlamasını umursamasak da, karnımız hafiften acıkmaya başlamıştı. Her birimizin saati Söğüş’e beş vardı kalktığımızda. Öncesinde midye tezgahını sömürdük ardından dilli beyinli yanaklı derken söğüşleri boğuverdik. Ayvalık ekibi gece konaklamayacağından gece boyu fazla alkol almamış sorumluluk sahibi Fatih’e iki canımızı daha emanet edip uğurlayıverdik. Onları yolculadıktan sonra; belki asfalta gömdükleri “Park Edilmez” levhaları ha deyince yerinden çıksa, birkaç serseriyi silkelerdik. Belki ertesi gün dönüş olmasa, biz o geceyi sabah ederdik, neyse aklı selim bizde kaldı.

Sabahına uyan, kalk, toparlan. Günün ilk mesajı IDO’dan geldi “Bandırma-Yenikapı hava muhalefeti sebebiyle iptal…” Yerler ıslak, gökyüzünde kara kara bulutlar. Biraz havayı kokladık bir iki hava durumu stratejisinden sonra biraz oyalanarak yola çıkarsak ne bir yağmura denk gelecektik, ne de kurumamış bir asfalta.. Peki o zaman feribotun iptalini biz ne düşünelim “Orhangazi Köfteci Yusuf” düşünsün dedik.

Otele yürüme mesafesinde, kahvelerini İzmir üyelerimizden Fatih Arslan (Coffeemamma)’nın kavurup verdiği, CoffeeMania’da ikişer filtre kahveyi içip mideyi kendine getirirken, akşamki kadro yeniden toplaştık. Yavaş yavaş Çetin’in mide ağrıları kendini hatırlatırken, bize kahvenin de yetişmediğini farkederek artık ufak ufak gidelim dedik.



Cumhuriyet meydanındaki hatıra fotoğrafı ardından yüzlerde tarifi mümkün olmayan bir gülümseme, yolda olmanın keyfi, Yusuf’taki külbastının hayaliyle düştük yollara. Haydar’ın önderliğindeki tempolu sürüşte 1200 CC’lik motorların yanında, Ceyhun’da C800’ün neler yapabildiğini gösterdi sağolsun. Uzun zaman ardından yolda olmanın keyfi tarifsizdi. Bir iki çay molası sonrasında beş saatte Orhangazi Köfteci Yusuf’a vardık. Akşam öncesi atıştırmanın ardından Yalova inişinin virajlarını da ağlatarak, Topçular’daki feribotumuza ulaştık.

Bizler Manisa’ya varmadan, Antalya ve Bodrum Torbalı’yı görmeden, Ayvalık sabahı karşılamadan, İzmir ayrılıktan 10 dakika sonra… Özlem başlamıştı yine…



Bir kez daha iyi ki dedik, iyi ki varsın SuperEva…

Belki birazını da diğer fotoğraflar anlatır… 


Ace kullanıcısının resmi

Yorumlar

scubaman kullanıcısının resmi
scubaman

Hay kaleminize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş. Tekrar yaşadım tüm haftasonunu hızlı bir şekilde. :) Şimdiden özlem başladı valla. 

Ayk kullanıcısının resmi
Ayk

Güzel bir haftasonuydu yine bekleriz :)

Proceccus kullanıcısının resmi
Proceccus

Gezi yazısı da en az gezi kadar güzel olmuş... Emeklerinize sağlık. SuperEva olmak ayrıcalık !... 

Tuareg kullanıcısının resmi
Tuareg

Bu organizasyonda en çok keyfi sanırım biz İstanbul'dan gelenler aldı. Çünkü İstanbul-İzmir-İstanbul güzergahında motosiklet sürme keyfini had safhada yaşadık. :)

İzmirli kardeşlerimize misafirperverlikleri, Antalya ve Ayvalıkta'ki kardeşlerimize katılımları ve de İstanbul'dan yola çıktığım Riderlarımıza da birlikte olduğumuz dolu dolu iki gün için teşekkür ederim.

Sezonu kapatıyoruz derken, sanırım yenisini açtık. :)

Herkese sevgiler.

scubaman kullanıcısının resmi
scubaman

Had saffada yaşarsınız tabii :) Bana dua edin. Ne kovaladım 1200 leri beaa :p

Tuareg kullanıcısının resmi
Tuareg

Bu arada Çetin'in durumu nasıl? :)

Poyraz kullanıcısının resmi
Poyraz

Cırcırla mücadele ediyor :)

Zapata kullanıcısının resmi
Zapata

Cırcır mücadelemde savaşı kazanmak üzereyim.. :)

Poyraz kullanıcısının resmi
Poyraz

Du bakalım,cuma toplantısında ne çıkacak :)