"Çanakkale geçilmez, gezilir" dedik ve gezdik...9-10 Nisan 2016



Mükellef gezimiz için evraklarımızı tamamlayıp, motosikletlerimizin son kontrollerini yapıp, kuşluk vaktinde, uzun ama keyifli yolculuğumuzun başlangıcı için Çiğli Metro Grossmarket otoparkında buluştuk. Saat 07:00'ı gösterdiğinde tekerlerimizin dönmesi için hazırdık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk molamızda Ayvalık Chapter Rider'ları, kardeşlerimizle buluşmak amacıyla Ayvalık - Ekbir dinlenme tesislerini şenlendirdik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Midemizdeki boş yerlere gerekli ikmalimizi yaptıktan sonra oyalanmadan yola koyulduk. Kaz Dağları geçişini keyifle, güvenle ve serbest sürüşle geçtikten sonra bünyeye yüklenen adrenalini boşaltmak için ilk petrolde küçük bir ihtiyaç molası verdik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sonrası yolun düz olması ve trafik ışıklarının düzensizliği sebebiyle pek bi keyifsiz olsa da birlikte sürmenin verdiği keyif hep üstün geldi.

Ufak tefek aksilikler sebebiyle mecburi molalar da vermedik desek yalan olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Memur arkadaşların nazik "buyrun" hareketiyle evrak kontrolüne girdik. E kota mevzuu bahis... Herhangi bir pürüz çıkmadan kısa sürede yola koyulduk...

Kalan süre içerisinde tempolu bir sürüş ile saat 13:00 sularında Çanakkale sınırlarına girmiş, 13,15 Kilitbahir feribotuna yetişmiştik...

Diyeceksiniz ki "atlı mı koşturuyor arkanızdan". Hayır, fakat amaç 14:50' deki Çanakkale Destanı Müzesi' ndeki randevumuza yetişebilmek... Kıl payı da olsa yetiştik. Oldukça para harcanmış olan bu tesiste maalesef 3 boyutlu belgesel diye izletilen şeyin vasat bir Tv kanalında bile yayınlanamayacak kadar basit olmasının yanında Mustafa Kemal Atatürk'ten sadece 2 cümle içerisinde bahsedilerek Çanakkale Zaferi'nin gerçek mimarı değil de, oradan geçen biri gibi algı yaratılması ve mücadelenin de bir kurtuluş savaşı değil sürekli olarak kullanılan arapça kelimeler, dini terimler ile bir cihadmış izlenimi yaratılması keyfimizi kaçırdı. Son dakikalarda yapılan hükümet propogandası ve Toki reklamı ise bardağı taşıran son damla oldu. Tepkimizi göstererek salonu terkettik. Tüm can sıkıntımızla Çanakkale Abidesi'ne doğru yola koyulduk... Mükemmel coğrafyada sürmenin verdiği büyük haz ile Çanakkale Zaferi'nin gerçekten büyük bir Meydan Muharebesi olduğunun bilincine vardık... Şehitlerimizin huzurunda saygı duruşumuzla beraber gezimizin esas amacını tamamlamış bulunduk...

Geldik keyif anlarımıza... Feribotla tekrar Çanakkale merkezine geçtikten sonra, bizleri ilgiyle karşılayan İllion Otel çalışanlarının yardımıyla motosikletlerimizi otoparka aldık ve odalarımıza yerleştik... 1 saatlik serbest zamanın akabinde artık yemek yemenin zamanı gelmişti. Çanakkale'nin en gözde restaurantlarından biri olan Yalova Restaurant' ta masamız ayrılmış, ilk tabaklarımız önlerimizde yer almıştı...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğle yemeğini atlamış olmamızın verdiği büyük iştahımızla tabiri caizse saldırdık... Ordövr tabağını Ezine peyniri klasikleşmiş halinden epey bir uzaklaştırmış, lezzet üstüne lezzet katmıştı. Masamızdaki Rum usulü patlıcan ve doğal ot salatası keyifli olsa da soğuk mezelerin kralı, restaurantımızın spesiyali olan Çıtır Kabak ve Levrek Marin bu yazıda özel isim muamelesi görmeyi hakedecek kadar başarılıydı. Hoş sohbet eşliğinde, daha masadakileri bitiremeden sirkeli ahtapot, sübye yahni ve kalamar tava damaklarımızdaki şöleni arttırdı. Son olarak önümüze sunulan tabakta ismiyle yunan tanrılarını anımsatan, tadıyla başımızı döndüren Akivades... Büyük bir beğeni ve özveri ile çalışanların ilgisiyle masamızdan kalkarken yine dostlarla edilen kelamlar gecenin en güzeliydi... 

Sanmayın ki gezi bitti. Spontane bar gezintilerinin sonu çorbacıda bitti.

Sabah uyandığımızda yorgun bedenlerimiz "beş dakika daha" derken acıkan midelerimiz ve yola koyulmamızı söyleyen beynimizle çeliştik... Kahvaltımızı yaptıktan sonra içimiz buruk, ama bir sonraki gezinin hevesiyle keyifli bir sürüş yapıp, Ayvalık' ta tost molasının akabine Ayvalık'ta yaşayan Rider kardeşlerimizle vedalaşarak evlerimize döndük... 

Gezimizde emeği geçen başta İzmir Chapter Başkanımız Anıl "Poyraz" YENER olmak üzere, İzmir Chapter Başkan Yardımcımız Görkem "lycco" ERGÜÇ, otel organizasyonunda yardımcı olan Mehmet "Baraquda" Kambur kardeşim  ve katılan tüm dostlarımıza teşekkürü borç bilirim...

Gezimizin diğer fotoğraflarını görmek için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız...

http://www.superevariders.com/d/node/382


Proceccus kullanıcısının resmi

Yorumlar

Ace kullanıcısının resmi
Ace

Yine "orada olmalıydık" dedirttiniz... Nice keyifli geziler olsun... wink

Emeğinize sağlık...

Goliath kullanıcısının resmi
Goliath

Ayvalık Chapter Rider'ları olarak bu keyifli gezide sizlerle birlikte olmaktan sonsuz keyif aldık. Daha nice kilometrelere.... :)

Proceccus kullanıcısının resmi
Proceccus

Sizlerle yolda olmak bizim için büyük bir keyif Kaya Abim... Aynı temennilerde benden :)

Poyraz kullanıcısının resmi
Poyraz

Uzun yıllar sonra Izmir bir başka chapterla organizasyona katildi. Çok keyifli bir gezi olmasının yanında bu özelliği ile de ayrı bir anlam taşıdı.
Kaya Abi,Refik ve Gökalp varlığınız gerçekten bizleri cok mutlu etti. Beraberce nice yollara...
Istanbul'dan onca yolu tepip Izmir üzerinden bizlere katılan Turgay ve Keziban Akbir ile 8500 cc hacimli scooteriyla Çanakkale'ye gelen Guray Sarkın'a ayrica teşekkürler...
Organizasyonda emegi geçen Görkem"Lycco" Ergüç ve Mehmet "Baracuda" Kambur ile diğer Rider kardeşlerime...
Çok değerli Izmir Chapter Evalarına...
Teşekkürler... Sizlerle cehennem yolu bile süper virajlı mis asfalt gelir be :D

Tuareg kullanıcısının resmi
Tuareg

Keyifli gezi olmuş, keşke gelebilseydik. En yakın zamanda görüşmek üzere. 

Teo kullanıcısının resmi
Teo

Uzun gemi yolculuğu çekmeyin, Kilitbahir-Ecaabat arasındaki virajları tadın diye Kilitbahir'a geçtik ama yine de yaranamadık birader :)

Poyraz kullanıcısının resmi
Poyraz

Tam feribottan atılacak adamsın Refik

Teo kullanıcısının resmi
Teo

Seneye artık :P