2017 Kıyıköy Vol.1



Yıllar içinde gelenekselleştirdiğimiz ve yılda iki kez yaptığımız, yine de dostluğa ve doğaya doyamadığımız gezilerden biridir Kıyıköy Kampı…

Perşembe’den bastıran heyecanla birlikte çantalar hazır, kamp malzemeleri kontrol edilmişti. Cuma günü Tayfun "Katana" Temel oğlu Taygun ile beraber arabayla geleceğinden, hareket etmeden önce eşyalarımızı ona verip, babam Mehmet "MeSa" Sayar ile beraber Hadımköy - Ihsaniye - Saray istikametine keyifle sürmeye başladık.

Saray'da her sene "abartmayalım" denilen ama yine abartılan alışverişe başlamadan önce Tayfun ve Taygun ile Kokoreççide buluşup kokoreçlerimizi büktükten sonra alışverişimizi tamamladık. Tamamladık dediğim resmen arabaya sığdırmaya çalıştık. Biz de motorlarımıza binip Balkaya'daki kamp yerimize sürerken zaten kapalı olan hava daha çok kapattı, korkuttu ama ıslatmadı.

Saray - Balkaya arasındaki keyifli virajlardan sonra "acaba dönüp bir daha mi gelsek" diye düşünürken, bir an evvel bizden daha erken bir saatte kamp alanına süren Ceyhun "Scubaman" Gelişli ve Muhammet "Mami" Kurt a dahil olmak için vazgeçtik. Doğayla iç içe yapılan sürüşten sonra yine doğanın içinde kontak kapatmak keyiflerimizi ikiye katlamıştı.

Mehmet "MeSa" Sayar daha önceden köprü onarımı ve odun organizasyonunu yaptığından Muhammet Abi’nin engin taşıyıcılık bilgilerinden yararlanarak sadece masalarımızı kamp alanına taşıdık.

Eşyalarımızla birlikte Tayfun Abi, biz daha yol yorgunluğunu üzerimizden atmadan gelmişti. Kısa süren bir dere fizibilitesi sonrası Pajero’su, eşyalarımızı taşımaktan kurtardı ve karşıya geçti.

Çadırlar kuruldu ilk sohbetler bitmeden akşamüzeri yola çıkan Haydar "Tuareg" Varol, Cenk "Ace" Taşpınar, Turgay "Takbir" Akbir ve arabayla gelecek olan Murat "LivingLegend" Taşçı yemek için beklenmeye başlandı.Kıyıköy'ün huzurunun ve huzurundan öye yaşanmışlıklara sahit mazisinin bizi çok mutlu ettiği herkesin yüzünden okunuyordu ve aynı keyfi yaşayan beklenen kafile geldi.

 

Tekrar çadırlar kuruldu özlemler giderildi. Baba oğul arasında lukanka yeme kavgası kanla son bulsa da (bildiğin babamı bıçakladım ya..) önemli bir şey yoktu. Tam “acıkıyor muyuz acaba?” derken babamın "Levent etleri getir" komutunun ağaçlar içinde yankılanmasıyla kendimize geldik. Turgay "TAKBIR" Akbir'in sushi usulü çiğ kokoreç denemesi midemizde tsunami etkisi yapsa da “muhteşemmiş yahu” diyerek, tadına baktık.

Salatalar hazırlandı ateşin başı bana kilitlendi. Yemek faslı masada bomba etkisi yaratan bütün kuzu kaburgayla son buldu, gırtlağımıza kadar tok olmamıza rağmen o kaburga yetmedi… İlk aksamın sonlarına yaklaşırken yüzlerde temiz hava ile birleşen, yolun ve yerleşmenin verdiği tatlı yorgunluk beliriyordu.

Sabah kalktığımızda çadırın içinden manzara süper gözüküyordu yeşillikler altındaki SuperEva az kişide olsa, özdü. MeSa’nın ünlü yumurtasından yedik, odun ateşinde demlediğimiz çayımızdan ve daha da güzeli Turgay Abi’nin ilginç filtre kahve termosunda demlenen filtre kahvesinden içtik.

Daha sonra hem yeni mekanlar keşfetmek ,hem de atış talimi yapmak için Tayfun Abi, Taygun, babam ve ben birlikte Pajero'ya atladık ve keşif gezisine başladık. Ufak sulardan geçtik. MeSa’nın da yönlendirmesi ile bir kaç yeni kamp alanı keşfettik ve atış talimi yapacağımız yere karar verdikten sonra yolda topladığımız bira kutularını parçaladık. Hem mermilerin hem de sıcağın vermiş olduğu yetkiye dayanarak Tayfun Abi suya atladı. Boş kovan toplama yarışından sonra arabamıza binip, en az kamp yerimiz kadar güzel muhteşem bir doğaya sahip bir yer keşfettik ve kimseye söylemeyeceğimize söz anlaşarak oradan da ayrıldık.

Keşfetme duygusuna öyle kapılmışız ki kaybolma duygusu devamını getirdi. GPS sinyalini yakalamaya çalışırken kendinizi Aksicim’in ortasında bulduk ve oradan da geri dönüşe başladık. Geldiğimizde konu Muhammet "Mami" Kurt'tan Ceyhun "Scubaman" Gelişli'nin ufak operasyonla temizlediği keneler ve fotoğraflarıydı. Onlar bizde saklı kalsın. Herkes biraz acıkmıştı. Termo çantalardan çıkan kuru etler, lukankalar, açlığımızı biraz bastırıp rehavete kaptırıyordu ki; "Levent!.. Kıymayı getir…" diye bir kükreme sesi… Değil ben  kıymalar hazırola geçip uygun adım marş gideceklerdi masaya… Ama sonucuna değer; yolun sonu Meşhur Sayar Köftesi’ne çıkıyor… Akşam masası kurulduğunda, Sayar Köftesi, Cenk Abi’nin efsane salatası, Manda yoğurduna hazırlanmış cacık, közde hazırlanmış patates salatası… Sofrada yaşanılan lezzet patlamasını bastırmaya çalışırken düşündüm ki; İşte Kıyıköy’ün özü de mottosu da buydu; Et kiloyla, muhabbet gırla, dostlarla… Geç saatlere kadar süren muhabbetten sonra herkes yatmıştı. Kamp ateşinin bize verdiği yetkiye dayanarak, eşsiz sessizliği bozan ulumaların arasında, ziyan olmasın diye kalan et ve temiz havayı içimize çekerken uyuduk.

Pazar sabahı uyandığımızda çoğu kişi hala acıkmamıştı. Geç başlanan kahvaltıda yumurtayı, ekmekleri ve bilimum kahvaltılıkları mideye indirdikten sonra bu keyifli kampın son gününde istemeyerek de olsa çadırlarımızı topladık. Son Kıyıköy muhabbetlerimizi de şenlendirdikten sonra kamp alanını bulduğumuz gibi temiz bırakıp. hanımından ekmeği köpeğe kaptırdı diye fırça yiyen motorcu abiye ekmekle yarım kalan kavunu da teslim ettikten sonra, ritüelimiz olan Kıyıköy’ün en güzel manzarasına sahip çay bahçemize doğru 7 motor, 1 araba marş bastık.

Çay Bahçesine vardığımızda üç gündür hayattan bir haber olan bizler telefonlarımıza yapıştık, kısa süren sessizlik sonrasında kahvelerimizi yudumladık, çaylarımızı içtik. Sanki hiç bir şey yememiş gibi Saray’daki kokoreççimizde tekrar durduk ve hunharca kokoreçlerimizi midemize indirdikten sonra 7 motor İhsaniye üzerinden, arabası ile Tayfun Abi ise Çerkezköy üzerinden İstanbul’a dönmek üzere yola koyulduk.

Hadımköy'de Haydar "Tuareg" Varol, Mehmet "MeSa" Sayar, Cenk "Ace" Taşpınar, Turgay "TAKBIR" Akbir ve ben Levent "Levo" Sayar gruptan ayrıldık ve motorlarımızı son birer yorgunluk kahvesi için Bahçeşehir Akbatı’ya sürdük. Kahvelerimizi içerken hepimizin üstünde tatlı bir yorgunluk ve Kıyıköy’ün yüzümüzde bıraktığı anlamsız gülümseme vardı.

Gezide emeği geçen, gelen, gelemese de gönlü bizimle olan herkese teşekkürler. 2017'nin bir sonraki kamp ya da gezisinde görüşmek üzere…

Gezimizin diğer fotograflarına buradan bakabilirsiniz...

 


Levo kullanıcısının resmi

Yorumlar

Poyraz kullanıcısının resmi
Poyraz

Keyifli bir geziyi güzel bir yazıyla anlatmak gibisi yok. Levent kardeşim kalemine sağlık ;)

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Eyvallah abi ;) Çok keyifliydi sizide bekliyoruz Vol.II ye.

takbir kullanıcısının resmi
takbir

Len taze ÇEKİRGE "sushi usulü çiğ kokoreç denemesi" :)

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Tsunami etkisine ne diyosun abi :)

tolga kullanıcısının resmi
tolga

Levent, güzel bir anlatımla özetlemiş." Kıyıköy anlatılmaz yaşanır" demiş kısacası. Kalemine sağlık kardeşim.

Kaçırdığım nadir kıyıköy kamplarından biriydi bu. Umarım Vol.II de orada olurum. :)

 

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Umarim.Anlatilmaz yasanir seninde dediğin gibi abi.O kadar keyfin ve güzel anıların yasandığı haftasonunda kotu bir yazinin ortaya cıkması cok zor olurdu sanırım.

scubaman kullanıcısının resmi
scubaman

Kalemine sağlık kardeşim. Gezi kadar güzel bir yazı olmuş :)

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Eyvallah abi.

Mami kullanıcısının resmi
Mami

Eline sağlık Levo yes

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Sagol abim

MeSa kullanıcısının resmi
MeSa

Bundan sonra sende bu yazı işler foto işler ;))
Eline sağlık,

Gambur kullanıcısının resmi
Gambur

Kalemine sağlık Levom. Kamp çok güzel ,yazı harika olmuş..

Levo kullanıcısının resmi
Levo

Eyvallah Mehmet abim gezelimde ben yazarım :)